Politico.kz sitesinin haberine göre, Atırau bölgesi sakini Sultan Sarsemaliyev dört kişiyi öldürmekten suçlu bulundu ve hakim Zarema Hamidullina kararın açıklanması sırasında sanığın meşru müdafaa ve heyecan hali iddialarının neden doğrulanmadığını ayrıntılı olarak açıkladı.

Hakim, Nauryz'ın vücudunda en az 10 bıçak yarası bulunduğunu ve cesedi gizleme girişimlerinin meşru müdafaa olasılığını ortadan kaldırdığını belirtti. Bu, suçun kasıtlı olarak işlendiğini göstermektedir.

Nauryz'ın cesedi ölümünden 10 aydan fazla süre sonra bulundu. Şiddetli çürüme nedeniyle uzmanlar, korunmuş deri parçalarında yalnızca 10 bıçak yarası tespit edebildi, ancak uzman raporuna göre yara sayısı çok daha fazla olabilir.

Ayrıca, dört kurbanın ölümüne neden olan darbeler kalp bölgesine yapıldı. Maksot, Nasip ve Meyramgül'ün ellerinde ve bileklerinde, saldırgandan korunmaya çalıştıklarını kanıtlayan yaralar bulundu.

Mahkeme, adli psikolojik ve psikiyatrik inceleme raporuna dayanarak, Sarsemaliyev'in akıl sağlığının yerinde olduğunu, sinir hastalığı bulunmadığını ve suç sırasında fizyolojik veya patolojik bir heyecan hali içinde olmadığını belirtti. Hakim, fizyolojik heyecan halinin kısa süreli bir durum olduğunu, oysa sanığın eylemlerinin sistematik olduğunu ve aylarca sürdüğünü vurguladı.

Hakime göre, Sarsemaliyev suça önceden hazırlanmış ve bilinçli hareket etmiş, cinayetlerin nedeni ise eski eşinin akrabalarıyla yaşadığı bir anlaşmazlıktı.

“Çocuklarını düşünen bir baba, onları yetim bırakmazdı”

Sanığa hitaben hakim, eğer iyi bir koca ve damat olsaydı, eşinin ailesinin kızını geri almaya çalışmayacağını söyledi.

“Nauryz'ı kasten öldürdünüz, diğer aile üyelerini ise ilk suçun ortaya çıkmasından korktuğunuz için hayatlarından ettiniz. Masum insanları öldürdünüz,” dedi Zarema Hamidullina.

Hakim, duruşma sırasında Sarsemaliyev'in mağdurların hangi eylemlerinin veya sözlerinin onu bu kadar acımasız bir suça ittiğini açıklayamadığını vurguladı.

Sanık, cinayetleri çocukları için işlediğini iddia etti, ancak mahkeme bu gerekçeyi temelsiz buldu.

“Gerçekten çocuklarını düşünen bir baba, onları asla ebeveynsiz bırakmaz. Çocuklarının annesini ağır bir sinir hastalığıyla baş başa bırakmaz ve onların geleceğini kendi elleriyle mahvetmez,” dedi hakim.

Hakime göre, çocuklar şu anda ebeveynleriyle değil, devlet koruması altında. Onların ihtiyacı oyuncaklar ve tatlılar değil, mahrum kaldıkları ebeveyn sevgisi ve sıcaklığı.

Hakim ayrıca, eski eşinin ebeveynlerinin sanık için kendi anne babası kadar yakın olması gerektiğini hatırlattı.

“Onları kendi ellerinizle öldürdünüz, düzgün bir şekilde defnetmediniz, bir çukura attınız. Nauryz'ın cesedinin evin yanında olduğunu bile bile orada kaygısızca yaşamaya devam ettiniz. Ardından Meyramgül'ü öldürdünüz, yine bir çukur kazıp onu Nauryz'ın üzerine gömdünüz. Bu tür eylemleri ne insani ne de ahlaki açıdan haklı çıkarmak mümkün değil,” dedi hakim.

Ayrıca, duruşma sırasında cesetlerin çürüme derecesinin açıkça görüldüğü mezardan çıkarma videolarının incelendiğini ekledi.

“Nauryz ve Meyramgül bu hayatta ne gördü ki?”

Hakim, ayrıca Sarsemaliyev'in annesi ve kız kardeşinin ifadelerine değindi; onlar mağdurları olumsuz bir şekilde göstermeye ve olanlar için suçu onlara yüklemeye çalıştılar.

Hakime göre, ölenler artık kendilerini savunamaz ve mahkemeye sunulan deliller onlara yöneltilen suçlamaların hiçbirini doğrulamadı. Sanığın annesinin “oğlum hayatta hiç mutluluk görmedi” sözlerine karşılık hakim, “Nauryz ve Meyramgül bu hayatta ne gördü ki?” diye sordu.

Her iki mağdurun da çocukluktan beri engelli olduğunu ve hayatlarının trajik bir şekilde sona erdiğini belirtti. Artık hayallerini gerçekleştiremeyecek, aile kuramayacak ve nesil bırakamayacaklar.

Mahkeme ayrıca sanığın “tüm hayatını beş çocuğunu büyütmeye ve hasta eşine bakmaya adadığı” yönündeki savunmasını reddetti. Hakim, kendi çocuklarına ve eşine bakmanın bir kahramanlık ya da hafifletici neden olmadığını, her ebeveynin doğrudan doğal bir yükümlülüğü olduğunu belirtti.

Kararın açıklanmasını bitirirken Zarema Hamidullina, Sarsemaliyev'in eylemleriyle yalnızca bir kişinin değil, tüm bir ailenin kaderini mahvettiğini, sadece ölenlerin yakınlarına değil, tüm topluma ağır bir darbe indirdiğini vurguladı.

“Aile koşulları ne kadar zor olursa olsun, ocağı canlı tutmaya sabır, sorumluluk, karşılıklı saygı ve affetmek yardımcı olur. Öfke ve kin asla sorunu çözmez, sadece telafisi mümkün olmayan bir trajediye yol açar,” diye özetledi hakim.