Avustralya'da enflasyon sorunu dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok daha ağır. Ancak geçim sıkıntısını ölçen "sefalet endeksi"nde ülke ortalama düzeyi aşmıyor. Bu haberi infohub.kz sitesi duyuruyor.

Avustralya'nın enflasyon sorunu dünyanın diğer ülkelerine göre daha mı kötü? Merkez Bankası'nın yıl içindeki beşinci faiz artırımını yaptığı günün ertesi günü, borcu ağırlaşan ipotekli ev sahipleri bu soruyu haklı olarak sorabilir.

Challenger şirketinin baş ekonomisti Jonathan Kearns'ın yanıtı basit: "Enflasyon sorunumuz diğer ülkelere göre daha ağır, bu açık" diyor.

İstatistikler de bunu doğruluyor. Eylüle kadar olan bir yılda tüketici fiyatları ortalama %4,3 arttı ve yıl sonuna doğru daha da hızlı artması bekleniyor. Gelişmiş ülkelere ve euro bölgesine baktığımızda, enflasyon düzeyi bize yakın hiçbir ülke yok.

Ama telaşa kapılmadan önce dikkate alınması gereken önemli bir ayrıntı var. Burada yaşam maliyeti karşılaştırılabilir ülkelere göre daha hızlı artıyor olsa da işgücü piyasamız daha güçlü.

"İşsizlik oranındaki sonucumuz Yeni Zelanda, Kanada ve Avrupa'ya göre çok daha iyi; bu Avustralya için olumlu bir eğilim" diyor Kearns.

Öyleyse diğer ülkelere göre enflasyonun yüksek olmasına mı üzülmeli, yoksa işgücü piyasasının güçlülüğüne mi sevinmeli? Başka bir deyişle, ekonomik sıkıntı burada Yeni Zelanda ya da Kanada'ya göre daha mı ağır?

Bu karmaşık soruya yanıt vermenin basit yolu "sefalet endeksi". Bu kavramı 1970'lerde Amerikalı ekonomist Arthur Okun ortaya attı ve sonrasında 1976 başkanlık kampanyasında kullanılacak kadar ünlendi.

Özü basit: işsizlik ve enflasyon düzeylerini toplayarak halkın gerçek durumu hakkında genel bir tablo oluşturmak. Bu ölçüte göre Avustralya, enflasyonda en kötüler arasında olsa da genel "sefalet" bakımından ortalama düzeye yükseliyor.

Bu büyük bir teselli olmasa da yaşanan zorlu ekonomik döneme belirli bir bakış açısı sunuyor.