İnsanların beyninin yalnızca onda birini kullandığına dair yaygın iddianın bilimsel bir dayanağı yoktur. Times of India'nın aktardığı verilere göre araştırmacılar bu sonuca vardı. Bir asırdan fazla süredir var olan bu efsane, toplumsal bilinçte yaşamaya devam ediyor; ancak modern bilim bunu kesin olarak çürütüyor. infohub.kz sitesinin bildirdiğine göre.

Nörologlar ve psikologlar, gerçekte insanların beynin neredeyse tüm bölgelerini kullandığını defalarca vurguladılar. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme sayesinde bilim insanları, uyku sırasında bile organın tüm bölgelerinde aktivite gözlemliyor. Bu durum, beynin önemli bir kısmının kullanılmadığı fikriyle doğrudan çelişiyor.

Yanılgının kökleri, ilk psikologların ifadelerinin hatalı yorumlanmasına ve o dönemdeki bilimsel çalışmaların yanlış anlaşılmasına dayanıyor. Özellikle geçmişteki araştırmacılar, beynin önemli bir bölümünü oluşturan ve nöronlara destek sağlayan glial hücrelerin işlevlerini tam olarak anlayamamışlardı. Aslında insanın potansiyeli, 'uyuyan' bölgelerin varlığıyla değil, nöronal bağlantıların kalitesiyle belirlenir.

Evrim açısından bakıldığında, bu kadar karmaşık bir organın varlığını sürdürmesi muazzam enerji harcaması gerektirir. Beyin, vücut ağırlığının yalnızca yaklaşık %2'sini oluşturur, ancak vücudun toplam enerjisinin yaklaşık %20'sini tüketir. Beynin büyük bir kısmı aktif olmasaydı, evrim bu kadar maliyetli bir mekanizmayı korumazdı. Ayrıca, beynin herhangi bir bölgesinin hasar görmesi kaçınılmaz olarak işlev bozukluklarına yol açar; bu da beynin tamamen kullanıldığını gösterir.