Çiğneme hareketlerinin sayısını artırmak, tokluk sinyalleri sayesinde iştahı ve porsiyon boyutunu azaltabiliyor; ancak obeziteye karşı tek başına bir çözüm değil. Bu sonuca ulaşan bilim insanlarının bulgularını infohub.kz sitesi aktarıyor.

Yemeği iyice çiğnemek yemek hızını yavaşlatıyor, erken tokluk hissini güçlendiriyor ve bir öğünde alınan kaloriyi azaltıyor; fakat tek başına fazla kilolardan kurtulmayı garanti etmiyor. Gıdanın ağız boşluğunda mekanik olarak parçalanması yalnızca yutmayı kolaylaştırıp lokmayı parçalayıcı enzimler içeren tükürükle ıslatmakla kalmıyor, aynı zamanda sindirimin sefalik evresini de başlatıyor. Tat, doku ve sıcaklık reseptörleri, besin maddeleri sindirim kanalına ulaşmadan çok önce "bağırsak — beyin" ekseni üzerinden erken sinyaller iletiyor.

Ağızdaki reseptörlerin gıdayla uzun süre temas etmesi, glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1), peptid YY ve kolesistokinin dahil olmak üzere sindirim kanalının düzenleyici hormonlarının üretimini uyarıyor. Deneyler, yoğun çiğneme gerektiren katı gıdaların yumuşak yemeklere veya içeceklere kıyasla yenilen miktarı %9–21 oranında azalttığını gösteriyor. Öte yandan hızlı yemek, yüksek vücut kitle indeksi ve kardiyometabolik risklerle istikrarlı biçimde ilişkili.

Ancak uzmanlar, çene hareketlerinin sayısına dair evrensel bir norm bulunmadığını vurguluyor. Parçalanma kalitesi yemeğin yapısına, gıda matrisinin yoğunluğuna ve kişinin diş sağlığına bağlı. Çiğneme işlevi bozulduğunda, özellikle yaşlılarda, zorunlu olarak aşırı yumuşak yarı mamullere geçilmesi nedeniyle protein, lif ve vitamin eksikliği ortaya çıkıyor. Çiğnemenin düzeltilmesi yalnızca beslenmeyi destekleyebilir, dengeli beslenmenin yerini tutmaz.