Kaliforniya Üniversitesi, Irvine'deki araştırmacılar, fruktozun obezite gelişimindeki etkisinin yalnızca diyetin kalori içeriğiyle ilgili olmayabileceğini keşfetti. Bu şekerin bağırsakta işlenmesi, mikrobiyomun bileşimini değiştirebilir ve gıdalardan yağ emilimini artırabilir, infohub.kz sitesi bildiriyor.
Çalışmada bilim insanları, fruktozun birincil metabolizmasının gerçekleştiği ince bağırsağa odaklandı. Süreci incelemek için, fruktozu parçalayan enzimin yüksek aktif formunu kullanarak fareler üzerinde bir dizi kontrollü deney gerçekleştirdiler.
12 hafta boyunca bir grup kemirgene fruktoz açısından zengin mısır şurubu içeren içme suyu verilirken, diğer grup şeker eklenmemiş normal su aldı. Uzmanlar vücut ağırlığını, yağ birikimini ve kan şekeri seviyelerini takip etti ve ayrıca yağ emilimini ölçtü. Bunun için hayvanlara soya yağı dozu verildi ve yağın ne kadarının kan dolaşımına girdiği, ne kadarının atıkla atıldığı kontrol edildi.
Ayrıca, fruktozun bağırsakta işlenmesinde rol oynayan KHK-C enziminden yoksun fareler ayrıca incelendi. Eşit kalori alımında bu bireyler önemli ölçüde daha az kilo ve yağ aldı ve kan şekerini daha iyi kontrol etti.
Sonuçlar, fruktoz metabolizmasındaki değişikliğin bağırsak mikrobiyomunu etkilediğini ve diyet yağlarının emiliminden sorumlu lenfatik damarlar olan lakteallerin kısalmasına yol açtığını gösterdi. Sonuç olarak, deney farelerinde daha az yağ emildi ve daha fazlası atıldı.
Daha sonra araştırmacılar değiştirilmiş mikrobiyomu normal farelere nakletti ve bu farelerde de lakteal değişiklikler ve yağ emiliminde azalma gözlendi. Bu, fruktozun kilo alımını yalnızca kaloriler yoluyla değil, aynı zamanda 'bağırsak-mikrobiyom-yağ emilimi' zinciri yoluyla da etkileyebileceğini düşündürdü.
Çalışmanın yazarları, insanlar için bunun fruktozun vücut ağırlığı üzerindeki etkisinin 'fazladan kalori'den daha karmaşık olabileceği anlamına geldiğini vurguluyor. Özellikle yağlı yiyeceklerle birlikte yüksek miktarda fruktozun bağırsak ve mikrobiyom yoluyla yağ emilimini artırabileceği düşünülüyor. Ancak bunlar şimdilik farelerden elde edilen bulgulardır ve benzer bir mekanizmanın insanlarda işleyip işlemediği bilinmemektedir.


