Bilim insanları, bazı kişilerin aşırı beslenmeye rağmen kilo almamasının genetik nedenini keşfetti. Anahtar rol oynayan gen FNIP1: gen kapalı olduğunda, karaciğer hücreleri yağların parçalanmasını hızlandırıyor, kalp-damar hastalıkları riskini %60 azaltıyor ve fast food tüketilse bile karaciğeri koruyor. Bu bilgiyi infohub.kz sitesi aktarıyor.

Araştırmanın sonuçları Nature dergisinde yayımlandı. Bilim insanları, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'yı kapsayan 11 araştırma grubundan 1 milyondan fazla kişinin genetik verilerini ve tıbbi kayıtlarını analiz etti.

Araştırma sırasında, enerji dağılımını, yağ birikimini ve metabolizma düzenlemesini doğrudan etkileyen 59 bağımsız gen bulundu. Neredeyse tamamı, vücudun ana metabolik merkezleri olan karaciğer ve yağ dokusunda işlev görüyor.

Araştırmacılar ayrıca, FNIP1 geninin mutasyona uğramış varyantını taşıyan kişilerin çok sağlıklı bir metabolik profile sahip olduğunu tespit etti. Normal gen varyantını taşıyanlarla karşılaştırıldığında, bu kişilerde kan yağlarının (trigliseritler ve "kötü" kolesterol dahil) daha düşük olduğu, vücut kütlesi ve vücut yağ yüzdesinin daha az olduğu ve yağ dağılımının daha sağlıklı olduğu görüldü. Ayrıca, bu kişilerde kan şekeri seviyesi daha düşüktü ve karaciğerde biriken yağ miktarı önemli ölçüde daha azdı.

Bu avantajların gerçekten FNIP1 geninden kaynaklandığını doğrulamak için araştırmacılar, genin aktivitesini doğrudan insan karaciğer hücrelerinde baskıladı. Sonuç olarak, hücreler yağ parçalanması ve hücresel atıkların uzaklaştırılmasından sorumlu genleri anında aktive etti.

Daha sonra bilim insanları, hayvanların karaciğerinde FNIP1 yolunu kapatarak etkiyi farelerde test etti. 30 hafta boyunca yüksek kalorili, şeker açısından zengin yiyeceklerle beslenseler bile, bu fareler kilo almadı ve karaciğerlerinde yağ birikmedi.

"Araştırma sonuçları, FNIP1'in insan vücudundaki enerji ve metabolik biyobelirteçlerin yönetiminde anahtar bir rol oynadığını gösteriyor" diye belirtiyor araştırmanın yazarları.

Bilim insanları, bu proteinin terapötik olarak bloke edilmesinin sonunda kalp-damar hastalıkları, obezite ve diyabetle mücadelede kullanılabileceğini umuyor.