Yeni Anayasa'nın kabul edilmesi ve devletin ulusal ve bilgi güvenliği konularına daha fazla önem vermesinin ardından, Kazakistan'da yabancı gazeteciler ve blogcuların faaliyetlerine ilişkin mevcut kuralların yeni gerçeklere ne ölçüde uyduğu sorusu doğal olarak gündeme geliyor. Bu konuda infohub.kz sitesi haber veriyor.

Bugün ülkede yabancı basın kuruluşlarının faaliyetleri, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla da dahil olmak üzere düzenleniyor. Ancak uygulamada, yabancı muhabirlerin tam olarak neyi çektiği, nerede çekim yaptığı ve toplanan materyalin nasıl kullanıldığına dair denetim sorunu devam ediyor.

Burada söz konusu olan gazetecilik faaliyetinin veya ifade özgürlüğünün kısıtlanması değil. Sorun başka: Kazakistan topraklarında mesleki faaliyet yürüten yabancı uyruklular, özellikle hassas tesisler ve bilgiler söz konusu olduğunda, açık ve anlaşılır kurallara uymak zorunda mı?

Benzer mekanizmalar demokratik devletlerde de mevcuttur. Örneğin Fransa'da daimi muhabir olarak çalışan yabancı gazeteciler, belirlenmiş bir basın kartı düzenleme prosedüründen geçerler. Avrupa Birliği dışındaki ülkelerden gelen gazeteciler için ek göçmenlik formaliteleri öngörülmüştür. Ayrıca Fransa'da kamusal alanlarda çekim yapmak bazı durumlarda önceden izin gerektirir ve tesisler ile anıtlarda çalışmak için ilgili sorumlu kuruluşlarla koordinasyon sağlanması gerekir.

Birleşik Krallık'ta da hassas tesisleri korumaya yönelik özel yasal rejimler bulunmaktadır. Mevzuat, ulusal güvenlik açısından en hassas tesisler olan sözde prohibited places yakınında belirli faaliyet türleri için sorumluluk öngörür. Birleşik Krallık yetkilileri ayrıca gazetecilik faaliyetinin kendi başına suç haline getirilmediğini özellikle vurgulamaktadır: önemli olan eylemin amacı ve ilgili kısıtlamaların varlığıdır.

Birleşik Krallık'taki sıradan devlet kurumlarında bile bir çekim ekibi, ekip üyeleri hakkında önceden bilgi vermek, izin almak ve belirlenen erişim kurallarına uymak zorunda olabilir. Örneğin, bu tür gereklilikler Ulusal Arşiv'de çekim yaparken geçerlidir. Yani uluslararası uygulama gösteriyor ki: gazetecilik özgürlüğü ve devlet güvenlik gereklilikleri aynı anda var olabilir.

Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte gazeteci, blogcu, yayıncı ve bağımsız içerik üreticisi arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor. Kamera ve akıllı telefonu olan bir kişi bugün kısa sürede milyonlarca kişilik bir kitleye bilgi toplayıp yayabiliyor. Bu nedenle, sırf sıkılaştırma adına sıkılaştırma değil, mevcut yaklaşımların gözden geçirilmesi ve somutlaştırılması ihtiyacı doğuyor:

yabancı gazeteciler ve blogcuların çalışma kurallarını net bir şekilde tanımlamak;

gazetecilik faaliyeti ile sıradan turizmi birbirinden ayırmak;

hassas tesislerde çekim için anlaşılır bir düzen oluşturmak;

belirlenen gerekliliklerin ihlaline yönelik sorumluluğu artırmak;

şeffaf bir akreditasyon ve denetim sistemi sağlamak;

aynı zamanda yasal gazetecilik faaliyetini ve kamu yararı taşıyan bilgilere erişimi garanti etmek.

Bugün soru, Kazakistan'a yabancı gazetecilerin alınıp alınmayacağı değil. Soru, mevcut kuralların ülkenin açıklığını, gazetecilik özgürlüğünü ve ulusal güvenliği aynı anda ne ölçüde sağlayabildiğidir.

Bilgi savaşı ve içeriğin dijital yayılımı gibi yeni gerçekler göz önüne alındığında, bu yaklaşımların gözden geçirilmesi ihtiyacı giderek daha acil görünüyor.