Tüketici için ambalaj, ürünün içeriği hakkında ana bilgi kaynağıdır. Ancak laboratuvar analizi, etikette belirtilenden çok daha fazla bileşiği tespit edebilir. Bunu ABD'deki Million Marker Araştırma Enstitüsü'ndeki araştırmacılar doğruladı; infohub.kz sitesi bildiriyor.
Analiz, test edilen kişisel bakım ürünleri, kozmetik ve ev kimyasallarının neredeyse tamamında üretici tarafından belirtilmeyen en az bir kimyasal madde bulunduğunu gösterdi. Sonuçlar Environment & Health dergisinde yayınlandı.
Araştırmacılar 12 kategoriden 113 ürün aldı. Bunlar arasında: şampuanlar, saç bakım ürünleri, güneş kremleri, losyonlar, bebek ürünleri ve samimi hijyen ürünleri, el ve vücut yıkama ürünleri, ağız bakım ürünleri, yağlar ve ev temizlik ürünleri yer alıyor. Ürünler 2021-2022'de ABD'de büyük perakendecilerden ve doğrudan üreticilerden satın alındı.
Analiz için bilim insanları hedeflenmemiş kimyasal analiz kullandı. Bu yöntem, ürünün daha geniş bir kimyasal profilini elde etmeyi ve beyan edilmemiş bileşikleri, safsızlıkları ve bozunma ürünlerini tespit etmeyi sağlar. Cihazlar toplam 3.141 kimyasal sinyal kaydetti ve araştırmacılar bunlardan 303 bileşiği tanımlayabildi.
Ortalama olarak, bir ürünün etiketinde yaklaşık 16 içerik belirtilirken, laboratuvar analizi yaklaşık 51 kimyasal madde tespit etti. Örneklerin %98'inde içerik listesinde olmayan en az bir bileşik bulundu. Ürünlerin %85'inde, araştırmacıların sağlık için potansiyel tehlike oluşturan bileşikler olarak sınıflandırdığı en az bir beyan edilmemiş madde tespit edildi. Tespit edilen maddeler arasında ftalatlar, parabenler, aromatik bileşikler, silikonlarla ilişkili safsızlıklar ve bütilhidroksitoluen vardı.
Örneklerin dörtte birinden fazlasında analiz sonuçları, üreticilerin bazı iddialarıyla çelişiyordu. Örneğin, araştırmacılar "ftalat içermez" etiketli ürünlerde ftalatlar, %100 doğal olarak konumlandırılan bazı ürünlerde sentetik bileşikler ve bu maddeleri içermediği belirtilen ürünlerde aromalar, parabenler veya silikonlar tespit etti. "Hipoalerjenik" etiketli bazı ürünlerde de bazı alerjenler veya hassaslaştırıcılar bulundu. Bu tür tutarsızlıklar farklı üreticilerin ve fiyat kategorilerindeki ürünlerde görüldü.
Etikette olmayan bir bileşiğin tespit edilmesi, üreticinin onu bilerek ürüne eklediği anlamına gelmez. Kimyasal madde, hammadde ile, üretim ekipmanından veya ambalajdan bitmiş ürüne karışabilir. Ayrıca kimyasal bir reaksiyon veya diğer bileşenlerin bozunması sonucu da oluşabilir. Bu nedenle, üreticilerin içerikleri bilerek gizlediğine dair kanıt yoktur.
Bilim insanları ürünlerde hangi maddelerin bulunduğunu belirledi, ancak bunların insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelemedi. Bir üründe potansiyel olarak tehlikeli bir bileşik bulunması, miktarının zarar vermeye yeterli olduğu anlamına gelmez. Risk değerlendirmesi için maddenin konsantrasyonu, dozu, vücuda giriş yolu, kullanım sıklığı ve süresi dikkate alınmalıdır.
Yazarlar, kişisel bakım ürünleri ve ev kimyasallarının kalite kontrolünde yalnızca etiketteki içeriklerin değil, aynı zamanda tam kimyasal bileşimin de daha sık analiz edilmesi gerektiğini düşünüyor. Bu yaklaşım, normal içerik listesinde yer almayan safsızlıkların, kirleticilerin ve bozunma ürünlerinin tespit edilmesine yardımcı olabilir.


