Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre gezegenimizde bir milyardan fazla insan ruhsal bozukluklarla yaşıyor ve beyin aktivitesinin izlenmesi alanındaki modern gelişmeler, özellikle anksiyete durumları ve depresyonda erken müdahaleye odaklanıyor; bu bilgileri infohub.kz sitesi aktarıyor.
Norveçli bilim kuruluşu SINTEF'ten araştırmacı Sandra Klonteig, nöroteknolojilerin anksiyete ve depresyon tedavisindeki yüksek potansiyelini dile getirdi. Ona göre fonksiyonel yakın kızılötesi spektroskopi (fNIRS) ve elektroensefalografi (EEG) yöntemleri, bilim insanlarına beyindeki kan akışı değişimlerini ve elektriksel uyarıları kaydetme imkânı sunuyor.
Araştırmacıların belirttiğine göre bu teknolojilerin bir araya getirilmesi, biyolojik değişimlerin henüz klinik belirtiler olarak ortaya çıkmadan önce değerlendirilmesini mümkün kılıyor. Böylece doktorlar kişiye özel tedavi belirleyebilecek, organizmanın ilaçlara verdiği tepkiyi zamanında izleyebilecek ve seçilen yöntem işe yaramadığında tedavi seyrini düzeltebilecek.
Klonteig şunu vurguluyor: nöroteknolojilerin ve yapay zekânın gelişmesi, erken tanıyı bilim kurgu alanından çıkarıp pratiğe taşıyor.
Bununla birlikte bu yaklaşımların yaygın biçimde uygulanabilmesi için uzmanların ruhsal bozuklukların temelindeki mekanizmaları daha derinlemesine incelemesi gerekiyor. Bugün nörobiyologlar, nörogörüntüleme yöntemlerini davranışsal ve psikolojik testlerle birleştirerek veri toplamayı sürdürüyor. Bu göstergelerin analizi, daha kesin ve daha güvenli tedavi araçlarının oluşturulmasına temel oluşturacak.


