ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşın sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı Amerika Birleşik Devletleri toprağı ilan etmeyi planladığını açıkladı. Bu açıklamayı 14 Ağustos'ta yaptı ve infohub.kz sitesi haberleştirdi.
Trump, "İran'ı yendikten sonra çok yakında Hürmüz Boğazı'nı Amerika Birleşik Devletleri toprağı ilan edeceğim" dedi.
ABD Başkanı ayrıca, deniz ablukası sayesinde ABD'nin boğazdan geçen gemileri fiilen kontrol ettiğini iddia etti. "Aslında durum böyle. Abluka kurduk. Biz istemedikçe hiçbir gemi boğazdan geçemez" diye konuştu.
Ancak Trump, Washington'un uluslararası bir boğazı yasal olarak ABD toprağı ilan etmesinin nasıl mümkün olacağını açıklamadı. Daha önce de ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde 'tam kontrolü' olduğunu söylemişti. 12 Ağustos'ta başkan, Amerikan ablukasını 'çelik duvar' olarak nitelendirmiş ve İran'ın buna engel olamayacağını iddia etmişti.
Tahran, Washington'un bu açıklamalarına katılmıyor. İranlı yetkililer, boğazı kontrol edenin kendileri olduğunu ve gemilerin geçiş koşullarını belirleyebileceklerini savunuyor. İran tarafı ayrıca, ABD bazı talepleri yerine getirene kadar Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmayacaklarını belirtti.
Tahran'ın talepleri arasında Amerikan yaptırımlarının kaldırılması, İran varlıklarının dondurulmasının sona erdirilmesi ve savaş sırasında verilen zararın tazmini yer alıyor. Trump ise İran'dan, onlarca yıldır verdiği zararlar için tazminat talep etti.
Çatışmanın sona erdirilmesine yönelik müzakereler hâlâ çıkmazda. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılması kararının henüz alınmadığını söyledi. Arabulucular taraflar arasında mesaj iletmeye devam ediyor.
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin kilit güzergahlarından biri olarak kabul ediliyor. Savaş başlamadan önce dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyordu.
Çatışma nedeniyle boğazdan geçen gemi trafiği keskin bir şekilde azaldı. Reuters verilerine göre, Ağustos ayında boğazdan geçen ticari gemi sayısı normal seviyelerin oldukça altında. Arz kısıtlamaları, küresel enerji piyasası ve yakıt fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.


