infohub.kz sitesinin haberine göre, 17 Temmuz 2026'da ABD Başkanı Donald Trump, Kasım ayındaki ara seçim öncesinde seçim güvenliğini Cumhuriyetçilerin ana meselesi haline getirme çabasını yoğunlaştırdı.

Trump, Beyaz Saray'daki ana program sırasında Çin'in 2020 başkanlık seçimlerine müdahale ettiğini iddia etti, ancak ABD istihbaratı bu suçlamayı doğrulayacak bir kanıt bulamamıştı. Yeni yayımlanan belgelerin seçimlerde "şaşırtıcı zayıflıklar" gösterdiğini söyledi.

Ancak belgelerin çoğu iddialarını doğrulamadı. Trump seçim sistemini çok kırılgan olarak tanımlasa da, 2020'de oyların değiştirildiğine veya çarpıtıldığına dair herhangi bir kanıt sunmadı.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lin Jian, bu suçlamaları "tamamen uydurma ve şeytani bir iftira" olarak nitelendirdi. Çin'in iç işlere karışmama ilkesine bağlı olduğunu, ABD seçimlerine hiçbir zaman müdahale etmediğini ve müdahale etmekle ilgilenmediğini belirtti. Trump'ın iddialarının "daha önceden saf anlamsızlık olduğu kanıtlandığını" söyleyerek ABD'yi özeleştiri yapmaya, Çin'i iftira atmaktan vazgeçmeye ve Çin'i bir seçim meselesi olarak kullanmamaya çağırdı.

Trump, Cumhuriyetçileri seçmen kimlik ve vatandaşlık şartlarını sıkılaştıran "Amerika'yı Kurtarma" yasasını kabul etmeye çağırdı. Bu yasa Senato'da Demokratların direnişiyle karşılaştı. Uzmanlara göre oy verme sahtekarlığı nadiren görülüyor.

Konuşma, Trump ve Cumhuriyetçiler için siyasi açıdan zor bir zamanda gerçekleşti. Kasım ayında Kongre'nin bir veya iki kanadını kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Başkanın reytingi İran'daki savaş ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle düştü. Bazı Cumhuriyetçi liderler, Trump'ı 2020 oylaması yerine yüksek yaşam maliyeti gibi Amerikalılar için önemli konulara odaklanmaya çağırdı.

Trump, Çin'in 220 milyon Amerikalı seçmenin verilerini, isim, adres ve diğer bilgiler dahil olmak üzere yasa dışı yollarla elde ettiğini söyledi. ABD istihbarat topluluğunun Çin'in faaliyetlerinin boyutunu kasten gizlediğini iddia etti. Ancak 2021'de gizliliği kaldırılan istihbarat değerlendirmesi, hiçbir yabancı aktörün 2020 seçimlerinde oyları, kayıtları, pusulaları veya sonuçları değiştirmediğini ortaya koydu.

Bu değerlendirme, Trump'ın dönemin Ulusal İstihbarat Direktörü John Ratcliffe'in liderliğinde yapıldı. Raporda, Çin'in en az 2008'den beri ABD seçmenleri, kamuoyu, adaylar ve üst düzey hükümet yetkilileri hakkında bilgi topladığı belirtildi. Ancak bu veriler gizli değil ve manipüle edilemez.

Trump'ın Çin hakkındaki sert sözleri, bu yılki ticaret savaşından sonra istikrara kavuşan ilişkileri bozma riskini doğurdu. Trump, Eylül ayında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ticari ilişkileri iyileştirmek için bir toplantı yapmayı umuyor.

Trump, yıllardır seçim sonuçlarını sorgulamaktadır. 2020'de Demokrat Joe Biden'a yenilmesini "çarpıtılmış" olarak yanlış bir şekilde iddia etmektedir. Ayrıca posta yoluyla oy kullanma, oy verme makineleri ve vatandaş olmayanların oy kullanması hakkında yanlış beyanlarda bulunmaktadır. Pek çok mahkeme ve yeniden sayım, 2020 seçimlerinde büyük bir sahtekarlığa dair kanıt bulamadı.

Bununla birlikte, Trump'ın kampanyası destekçileri arasında destek bulmaktadır. Reuters/Ipsos tarafından yapılan bir ankete göre, Cumhuriyetçilerin %63'ü Trump'ın 2020 seçimlerinin çalındığı iddiasına inanmaktadır.

Trump yönetimi, dört eyalette 275 binden fazla vatandaş olmayan kişinin oy kullanmak için kayıtlı olduğunu tespit ettiğini söyledi, ancak bunların fiilen oy kullandığına dair kanıt sunmadı. Araştırmalar, vatandaş olmayanların oy kullanmasının çok nadir olduğunu göstermektedir.

Trump, yeni gizliliği kaldırılan belgelerin seçim güvenliğinde önemli kusurları ortaya çıkardığını söyledi. Ancak bu belgelerin çoğu iddialarıyla çelişiyor veya ABD seçim altyapısıyla ilgili değildi:

  • NIST'in geçen ay hazırladığı bir belge Venezuela seçimleriyle ilgiliydi, ABD ile değil.
  • Başka bir belge, "oy sayma sistemlerini seçim sonuçlarını çarpıtacak şekilde geniş çapta manipüle etmenin zor olduğunu" değerlendirdi.
  • Üçüncü bir belgede, Çinli casusların Biden'ın kampanyasını hedef aldığı ve Pekin'in şu anda seçim sonucunu etkilemek için gizli bir müdahale planlamadığı belirtildi.

Virginia'dan Demokrat Senatör Mark Warner, "Trump'ın Çin hakkındaki şok edici 'bombaları' tamamen yanlış. İstihbarat ajanslarımız, Çin'in 2020 seçimlerinde tek bir oyu bile değiştirmeye çalışmadığı konusunda oybirliğiyle hemfikir." dedi.