infohub.kz'in bildirdiğine göre, ailenin sosyoekonomik dezavantajı, çocuklarda ve ergenlerde yeme bozukluklarının (YB) tehlikeli belirtilerinin gelişme riskini önemli ölçüde artırıyor.
Düşük gelirli ve olumsuz sosyoekonomik koşullara sahip ailelerden gelen ergenler, yeme bozukluğu geliştirme riskleriyle çok daha sık karşılaşıyor. Araştırma, ailedeki ciddi mali durumun, ebeveynlerin işsizliğinin ve gıda güvensizliğinin reşit olmayanların zihinsel ve fiziksel sağlığını doğrudan etkilediğini gösterdi.
Savunmasız sosyal gruplardaki ergenler, düzenli aşırı yeme, katı ve kontrolsüz gıda kısıtlamaları, kusma ve kilo vermek için mantıksız ilaç kullanımı gibi tehlikeli davranış kalıplarını daha sık sergiliyor. Yeme bozukluklarının öncelikle varlıklı ailelerin çocuklarını etkilediği yönündeki yaygın klişenin aksine, gerçek istatistikler özellikle dezavantajlı nüfus kesimlerinin yüksek kırılganlığına işaret ediyor.
Çalışmanın yazarları, kaynak yetersizliğinden kaynaklanan sürekli stresin, kaliteli ve sağlıklı gıdaya erişilememesinin ve zamanında psikolojik yardıma sınırlı erişimin durumu daha da kötüleştirdiğini vurguluyor. Bilim insanları, devlet kurumlarını ve sağlık hizmetlerini, erken önleme ve gerekli desteğin sağlanması için risk gruplarındaki ergenler arasında yeme bozukluklarının taranmasına özel önem vermeye çağırıyor.


