Anya Taylor-Joy'un başrolünde olduğu yeni Amerikan dizisi 'Lucky', heyecan verici bir suç gerilimi olabilirdi, ancak ilk üç bölüm sıkıcı senaryosu ve yavaş tempoyla hayal kırıklığı yaratıyor, infohub.kz sitesinin bildirdiğine göre.

Dizi, Kanadalı yazar Marissa Stapley'in 2021'de yayımlanan ve New York Times çoksatanı olan aynı adlı romanına dayanıyor. Kitap, aynı zamanda uyarlamanın yapımcısı olan Reese Witherspoon'un kitap kulübüne Aralık ayı seçkisi olarak seçildi. Dolandırıcı bir babayla büyüyen, kocasıyla soygun yapan ve FBI ile suçlular arasında kalan Lucky Armstrong'un hikayesi ekran için ideal görünüyor. Beklenmedik bir şekilde piyangoyu kazanır, ancak özgürlüğünü kaybetme riski devam eder.

Ancak ekranda tüm bu unsurlar kaliteli bir yapıt oluşturmuyor. İlk bölüm ayrıntılarla dolu ama asıl noktayı kaçırıyor ve izleyiciyi kafa karışıklığı içinde bırakıyor. İkinci bölüm durumu netleştiriyor ancak kahramana karşı empati uyandırmıyor. Üçüncü bölüm nihayet daha ilginç olaylar sergiliyor, ancak yedi bölümlük bir proje için bu temposuzluk gereksiz.

Klişe bir kovalamaca hikayesinde final tahmin edilebilir: kahramanın başına son bölüme kadar bir şey gelmeyecek, bu da dinamizme rağmen izlemeyi sıkıcı kılıyor.

Dizinin oyuncu kadrosu etkileyici: Anya Taylor-Joy yeni bir rol tipi sergilemese de, sıklıkla dublör kullanmayı reddederek tamamen kendini veriyor. Lucky'nin babası rolündeki Timothy Olyphant belirsizlik katıyor. Suç patronu Priscilla rolündeki Annette Bening tek bir bakışla sahneyi çalabiliyor. Aunjanue Ellis-Taylor, FBI ajanı rolünde klişe bir hattı bile ilginç kılıyor.

Dizinin paradoksu, yan karakterlerin ana entrikadan daha çekici olması. İzleyici, Lucky'nin babasının, Priscilla'nın veya Rand'in hikayesini öğrenmeyi, kahramanın bir sonraki kaçışı için endişelenmekten daha fazla önemsiyor. Şimdilik 'Lucky', senaryonun daha baştan çuvalladığı, sonucu belli bir koşuyu andırıyor.